» Anasayfa / » Helal Yaşa Ömrün Bereketlensin

Helal Yaşa Ömrün Bereketlensin

Kayseri Şubemiz 'Helal Yaşa Ömrün Bereketlensin' Sloganıyla, Yrd. Doç. Dr. Necmettin Çalışkan'ın katılımıyla Helal Kazanç Seminerini icra etti.

NEDEN HELAL KAZANÇ?

Helal; Allah’ın meşru kıldıklarını ve izin verdiklerini, haram ise ‘yaklaşmayın’ dediklerini ve yasakladıklarını ifade eder.

Yüce Allah’ın biz kullarının hayatlarına niçin helal ve haram çizgileri çizdiğini anlayabilmemiz için, en başta varoluşu ve yaratılış gayemizi anlamamız gerekir. Kim olduğunu, burada neden bulunduğunu, nereden geldiğini ve nereye gittiğini anlayamayan, niçin helalin peşinde olacağını ve niçin haramdan uzak durması gerektiğini de anlayamaz. Allah Teâlâ bu kâinatı sonsuz güç ve kudretiyle, örneksiz ve modelsiz olarak yaratmıştır  ve hala yaratmaya devam etmektedir.

İnsan, yaratılmışların en üstünüdür.  Gönderilen Peygamberler aracılığı ile vahye muhatap olmuş ve kendisine iyi ile kötüyü, doğru ile yanlışı, faydalı ile zararlıyı ayırt edebilecek bir ‘akıl’ ihsan edilmiştir. Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in Zariyat Suresinin 56. ayeti kerimesi yaratılış gayemizi ‘Yalnızca Allah’a Kulluk Etme’ olarak ifade eder. Bu “kulluğun” yani yaratılış gayemizin neleri kapsayıp içerdiğini anlamamız için ise insanın Kur’an-ı Kerim’de zikredilen özellik ve görevlerine bakmalıyız. Bunlardan iki tanesi konumuz açısından önemlidir.

İnsan yeryüzünde ‘halife’ dir.

Peki, “Hani Rabbin meleklere ben yeryüzüne bir halife tayin edeceğim demişti” ayeti kerimesinde açıkça vurgulanan bu görevin anlamı nedir? Hilafet yani halife oluşu insanın; ‘yeryüzünün imar ve ıslahından sorumlu olmasıdır.’  İnsan ‘emaneti’ yüklenmiştir. Ahzab Suresinin 72. Ayetinde “Emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik onlar onu yüklenmekten kaçındılar ve ondan uzak durdular. Onu insan yüklendi” buyurulur. İnsanın emaneti yani sorumluluğu omuzlarına almış olması hilafet göreviyle alakalı bir husustur. İşte bu iki özelliğimizden dolayı dünyadan, çalışmaktan ve mücadeleden el etek çekme üzerine bir dindarlık ortaya koymamız asla mümkün olamaz. “Ey Rabbimiz bize dünyada da iyilikler ve güzellikler ver ahirette de iyilikler ve güzellikler ver”  diyerek her ikisine de talip olanlardan olmalıyız. Sevgili Peygamberimiz (sas) bir hadis-i şeriflerinde “Dünya tatlı, göz kamaştırıcı ve çekicidir. Allah onu sizin kullanımınıza verecek ve nasıl davrandığınıza bakacaktır.” Buyurur. Ancak dünyaya dair bu kullanım hakkı, imar ve ıslah sorumluluğu bir sınamanın, bir imtihanın sonucudur. Zaten “nasıl davrandığınıza bakacaktır” ifadesi konunun bir imtihan vasıtası olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Nitekim hadisin devamında Hz. Peygamber (sas) “dünyaya aldanmaktan sakının” buyurarak ümmetine nasihatte bulunmuştur. Evet, dünya hayatı bir sınamadır. Pek çok ayet-i kerime ile Rabbimiz bu gerçeği bize hatırlatmıştır: “Sizi boş yere yarattığımızı ve hesaba çekilmek üzere bize döndürülmeyeceğinizi mi zannettiniz?” “Yoksa insanlar imtihandan geçirilmeden sadece ‘iman ettik’ demeleriyle bırakılıvereceklerini mi sandılar?” Kuran’ımızın bir başka ayet-i kerimesinde “Allah’ın sana verdikleriyle Ahiret yurdunu iste ama dünyadan da nasibini unutma!”  buyurulur. Dünyamız imtihanımızdır, imtihanımız hayat iledir. Hayattan kopuk bir dindarlık, dini darlıktır. İşte bu yüzden ‘çalışmak’ da bir ibadettir. Helal ve haram çizgilerine, namaz, oruç, cihat gibi ibadetlere dikkat edilerek yaşanılan ömrün tamamı bir ibadettir.

 

KAZANÇ OLMA YÖNÜYLE HELAL ve HARAM

Her hangi bir şeyin elde ediliş şekil ve yönteminin meşru olup olmadığı, ona “helal” yada “haram” hükmü verilmesi açısından belirleyicidir. “Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin…”
 
 HİLE VE ALDATMA İLE ELDE EDİLMİŞ KAZANÇ HELAL OLMAZ

Kur’an-ı Kerim’de ölçü ve tartıda hile yaparak insanları aldatanlara dair, bu ismi taşıyan başlı başına bir sure vardır. Mutaffifin Suresi, “Ölçü ve tartıda hile yapanların vay haline! Onlar, insanlardan ölçerek bir şey aldıkları zaman tam ölçerler. Fakat kendileri onlara bir şey ölçüp yahut verdikleri zaman eksik ölçüp tartarlar. Onlar, o büyük gün için diriltileceklerini sanmıyorlar mı? Öyle bir gün ki, (o gün) insanlar Alemlerin Rabbinin huzuruna çıkacaklardır.” şeklinde başlar.Hz. Peygamber (sas) “Doğru sözlü ve güvenilir tüccar (ahirette) Peygamberler, Sıddıklar ve Şehitler ile beraberdir”[i] buyurmuştur. Yine Efendimiz (sas) çarşıda bir satıcının yanına uğramış, sattığı buğday çuvalının altının ıslak olduğunu içerisine elini daldırarak anlamıştır. “Bu ıslaklık ne?” diye sormuş, satıcı; “yağmur yağdı da o yüzden ıslandı” diye cevap vermişti. Bunun üzerine Efendimiz (sas): “Islak olan kısmı çuvalın üst tarafına getirseydin ya. Bizi aldatan bizden değildir”[ii] buyurmuştur. Bizi aldatanın, O’nun (sas) “biz” çemberinin dışına çıkıyor oluşu, oldukça ciddi bir meseledir. Ayrıca malın varsa kusurlarının alışveriş öncesi karşı tarafa söylenmesi elzemdir. Peygamber (sas) hadis-i şeriflerinde; “Kusurlu bir malı, ayıbını söylemeden satmak Müslümana helal olmaz” buyurmuştur.
 
 FAİZ YOLUYLA ELDE EDİLEN HER KAZANÇ HARAMDIR

Faiz; uluslararası kapitalist sisteminin insanlığı sömürme aracı olduğu için onu desteklemek, almak ve de vermek haramdır. Bu; helal ve haram hassasiyeti olan her Müslümanın ilk önce sakınması gereken bir husustur. Sadece bir ayet-i kerimenin mealini vermek konunun önemini ortaya koyabilmemiz açısından yeterli olacaktır: “Ey İman Edenler! Allah’tan korkun ve eğer gerçekten iman etmiş kimseler iseniz, faizden geriye kalanı bırakın. Eğer böyle yapmazsanız Allah ve Rasulü ile savaşa girdiğinizi bilin. Eğer tövbe edecek olursanız, anaparalarınız sizindir. Böylece ne siz başkalarına haksızlık etmiş olursunuz ne de başkaları size haksızlık etmiş olur.”
 
 RÜŞVET ALMAK ve VERMEK HARAMDIR
 
Çünkü bu hak ihlallerine sebep olan çirkin bir davranıştır. Hz. Peygamber (sas) “Rüşveti alanın da verenin de cehennemde olacağını”[v] haber vermiştir. Bir keresinde onun gönderdiği zekât memurlarından birisi topladığı zekâtları getirdi. Büyük bir yığını gösterip; “Ya Rasulallah bunlar topladığım zekât mallarıdır, hazinenindir.” Arka tarafta duran küçük yığına da işaret ederek; “Bunlarda bana hediye verilenlerdir, benimdir.” dedi. Allah’ın Rasulü (sas) öyle bir öfkelendi ki, yüzü kıpkırmızı oldu. “Benimdir” dediği malları da hazineye kattı ve hemen sahabeleri toplayarak bir hutbe irat etti. Hutbesinde; hamd ve senadan sonra “Size ne oluyor ki ben içinizden birini zekât memuru olarak gönderiyorum. Topladıklarını teslim ederken, ‘şu sizindir bu da bana hediye edilenlerdir’ diyor. Babasının veya anasının evinde otursaydı bu hediyeler kendisine verilir miydi? Allah’a yemin olsun ki, o kimse zekât mallarından bir şey alırsa, kıyamet gününde omuzlarında kükreyen bir deve yahut böğüren bir sığır yahut meleyen bir koyun taşıdığı halde (haksız kazancının hesabını vermek üzere) Allah’ın huzuruna gelir”[vi] buyurmuşlardır.O halde verilen rüşvetin adının “hediye” oluşu onun haramlığını ortadan kaldırmıyor. Bir başka hadis-i şerif konuyu daha net olarak ortaya koymaktadır: “Kimi bir işte görevlendirip (yaptığı işin karşılığı olarak) ona bir maaş verdiysek, bu maaş dışında alacağı her şey hainliktir”[vii]
 
ŞANS OYUNLARI YOLUYLA ELDE EDİLEN KAZANÇ HARAMDIR
 
Bunlar; bir tarafın kazanıp diğerlerinin kaybetmesi ve insanların ümitlerini sömürme üzerine kurulu çirkin yollardır. Zevk içinde oynansa, kazanılsa da kaybedilse de haramdırlar. Maide Suresi 90-91. ayetlerin meallerini vermek konunun mahiyetini ve ciddiyetini oraya koymak açısından yeterli olacaktır: “Ey iman Edenler! İçki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. Şüphesiz şeytan, içki ve kumar ile aranıza düşmanlık ve kin sokmak ister. Sizi Allah’ı anmaktan ve namaz kılmaktan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyorsunuz değil mi?”
 
 ALKOLLÜ İÇECEKLERİN VE UYUŞTURUCU MADDELERİN KULLANILMASI HARAM OLDUĞU GİBİ BUNLARDAN ELDE EDİLECEK KAZANÇ DA HARAMDIR

Haram bir maddeyi kullanan kadar, onu üreten, taşıyan, aracılık eden ve satışını yapan da günahkârdırlar. Hz. Peygamber’in (sas) içkiyi imal eden, orada işçi olarak çalışan, içki satan, satın alan, taşıyan, kendisine taşınan, içki parasını yiyen, içki içen, içki servis edenlerin Allah’ın rahmetinden uzak olacaklarına dair hadis-i şerifi bunun bir örneği olarak değerlendirilmelidir.[viii]
 
YAPTIĞI İŞİN HAKKINI VERMEMEK, SORUMLULUKLARINI YERİNE GETİRMEMEK O İŞTEN ELDE EDİLEN KAZANCI HARAM HALE GETİRİR

Biz “boynuzsuz koyunun boynuzlu koyundan hakkını alacağı, terazilerin hassas kurulacağı” bir güne iman ediyoruz. Rabbimizin huzuruna bir haklar dosyası ile çıkacağız. İşveren yanında çalıştırdığı işçisinin, işçi de işinin hakkını vermek, karşısındakinin mağduriyetine yol açacak ihmal ve tembelliklerden uzak durmakla görevlidir. Peygamber (sas) Efendimiz; “çalışana ücretini teri kurumadan veriniz”[ix] buyurmuşlardır. “Ey iman edenler! Akitlerinizi (sözleşmelerinizi) yerine getirin”[x] ayet-i kerimesi bu hususta bizler için bir talimat olarak görülmelidir. Allah Rasulü (sas) de “Allah Teâla, sizden biriniz bir iş yaptığı zaman, onu sağlam ve güzel yapmasından dolayı hoşnut olur”[xi] buyurarak bizlere yaptığımız işlerde bir kalite hedefi çizmiştir.
 
YETİMLER İSTİSMAR EDİLEREK ELDE EDİLEN KAZANÇ HARAM KAZANÇTIR

Yetim ve öksüz bir Peygamber’in (sas) ümmetiyiz. O, “Ben ve yetimi himaye eden cennette şöyle şöyle olacağız”[xii] buyurarak şehadet parmağı ile orta parmağına işaret etmişti. Nisa Suresi 2. Ayet-i kerimede; “Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helali haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi mallarınıza katıp yemeyin. Çünkü bu, büyük bir günahtır” buyurulur.
 
KUL VE KAMU HAKLARI İHLAL EDİLEREK ELDE EDİLEN KAZANÇ HARAM KAZANÇTIR

Kul hakkının ve özellikle de sayılamayacak kadar çok kişinin hakkını ihlal etmek demek olan kamu haklarının ihlalinin bizler için ne derece büyük bir felaket olduğunun farkında olmak zorundayız. Bir hadis-i şeriflerinde Hz. Peygamber (sas) bu şekilde kötü bir durumu gerçek iflas olarak vasıflandırmışlardı: Hz. Ebu Hureyre’den (ra) rivayet edildiğine göre Peygamber (sas) Efendimiz sahabelerine “Müflis kimdir?” diye sormuş, onlar; “bize göre müflis parası ve malı kalmayan kişidir” diyerek cevap vermişlerdir. Bunun üzerine Efendimiz (sas); “Şüphesiz ki ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekâtla gelir. Fakat şuna sövmüş, buna iftira atmış, şunun malını yemiş, bunun kanını dökmüş ve şunu dövmüştür. Bunun üzerine iyiliklerinin sevabı haklarını ihlal ettiği kişilere verilir. Üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları bitiverir. Hak sahiplerine hakları mutlaka ödenecektir. Bu sefer hak sahiplerinin günahları kendisine yüklenir, nihayetinde cehenneme atılır”[xiii] buyurmuşlardır.
 
ZEKÂTI VERİLMEYEN KAZANÇ İÇERİSİNE HARAM KARIŞMIŞ KİRLİ KAZANÇTIR

Zekât malın kiridir. Zekât vermekle Müslüman malını kirden arındırmış ve temizlemiş olur. Kur’an-ı Kerim’de Peygamber’e (sas) hitaben; “Onların mallarından, onları kendisiyle arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka (zekât) al ve onlara dua et”[xiv] buyurulur. Peygamberimiz (sas) de “Yüce Allah zekâtı, ancak sizin geride kalan mallarınız, servetiniz tertemiz olsun diye farz kılmıştır”[xv] buyurarak bu gerçeğe temas eder.
 

HELAL FITRATA UYGUN OLANDIR

Helaller “tayyibattır.” Yani temiz ve faydalı olan şeylerdir. Kur’an-ı Kerim’de ifade edildiği gibi: “Sana kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar. Onlara deki temiz olan şeyler size helal kılındı.” 27 İslam; insanın ruh ve beden sağlığına faydalı olan, ihtiyaç duyulan hiç bir şeyi haram kılmamıştır. Haram kıldıkları ya sırf zarar ya da zararı faydasından çok olanlardır. Ancak bir şeye haram hükmü 7 verildikten sonra o şeyin azı da haramdır, çoğu da haramdır. Mesela bir kimse ben sarhoş olmuyorum diyerek içkinin helalliğini iddia edemez.

HARAM ALTERNATİFSİZ DEĞİLDİR. İNSANI HARAMA MUHTAÇ ETMEYECEK KADAR HELAL VARDIR.

Allah Teâla biz kullarına yönelik şefkat ve merhametinden dolayı insan için zararlı ve çirkin olanı insana haram kılmış ve onun yerine ona muhtaç etmeyecek kadar temiz ve faydalı şeyleri helal kılmıştır. Mesela bir sömürü aracı olarak faizi haram etmiş, onun yerine alış verişi helal kılmıştır. 28 “Helal dairesi keyfe kâfidir.” Harama bulaşmaya ihtiyaç olmayacak kadar çok helal vardır.

HARAMA GÖTÜREN ŞEY DE HARAMDIR

Mesela zina haram haramdır. İnsanı zinaya sürükleyici bir faktör olarak harama bakmak da haramdır. Zina haramdır, dokunmak, tokalaşmak da haramdır. Zina haramdır, aynı ortamda baş başa kalmak da haramdır. Zina haramdır, bu harama yol açabilecek ‘tesettürsüzlük’ de haramdır.

 

 


[i] Tirmizi, Büyu, 4.
[ii] Müslim, İman, 164.
[iii] İbn Mace, Ticarat, 45.
[iv] Bakara Suresi, 278-9. Ayetler.
[v] Bezzar, Müsned, III, 247. (1037)
[vi] Buhari, Eyman ve’n-Nuzur, 3.
[vii] Ebu Davud, Harac, 10.
[viii] İbn Mace, Eşribe,6
[ix] İbn Mace, Ruhun, 4.
[x] Maide Suresi, 1. Ayet
[xi] Beyhaki, Şuabu’l-İman, IV, 334.
[xii] Müslim, Zühd, 2.
[xiii] Tirmizi, Kıyame, 2.
[xiv] Tevbe Suresi, 103. Ayet
[xv] Ebu Davud, Zekat, 32. 

» İlgili Başlıklar

Etkinlik
Takvimi

Dosya
Arşivi

Bültenler

Üye Olmak
İstiyorum

Online
Bağış