image

Anadolu Gençlik Derneği Nisan Ayı Bölge ve Şube Başkanları Toplantısı Ankara, Batıkent Birikim Okulları’nda gerçekleştirildi. Toplantıda konuşmalarını gerçekleştiren Anadolu Gençlik Derneği (AGD) ve Milli Gençlik Vakfı(MGV) Genel Başkanı Salih Turhan, “  Bizim durduğumuz yer her renkten, her ırktan ve düşünceden insanın beş temel hakkının gözetildiği adil bir düzendir.

Bizim durduğumuz yer, her insan için, can, din, mal, akıl, nesil emniyetinin korunmasıdır.

Bizim durduğumuz yer bölünüp parçalanmak değil, birleşip güçlenmedir.

Zaman çok çabuk ilerliyor” dedi.

“Sosyal Medya Postacının Gözlenen Yolunu Tarihe Karıştırmıştır”

On binlerce yıldır insanın insanla olan ilişkilerinin, dokunuşlarının, temaslarının yerini sanayi devriminden sonra insan-teknoloji ilişkisi, teması ve dokunuşunun aldığını belirten Turhan, “Yaşamın, doğanın, şehirlerin dönüşümü 1700’lerden, 1800’lerden sonra hızlanmaya başlamıştır.

1900 ile 1950 arasındaki 50 yıllık süreçteki değişimle, 1950 ile 2000 arasındaki 50 yıllık süreçteki değişim hızı aynı değildir.

Örneğin göğüs göğse yapılan son savaş Birinci Dünya Savaşı’dır.

Sosyal medya postacının gözlenen yolunu tarihe karıştırmıştır.

2000- 2025 arasındaki 25 yıllık süreçteki teknolojik değişim hızıyla 2025 ile 2030 arasındaki 5 yıllık süreçteki teknolojik değişim hızı da muhtemel ki mukayese götürmeyecektir.

Zaman ilerledikçe daha kısa dilimlerde daha hızlı değişimler olmaktadır.

Küresel ağlar tüm yaşamı kuşatmaktadır.

Bütün bunlar ve daha fazlası bizi insanlara ulaşmakta teknolojiyle yarışmaya mecbur bırakmaktadır. 

Ama biz inanıyoruz ki her zorlukla beraber bir kolaylık vardır” dedi.     

 

“Teknoloji Kullanmak İle Teknoloji Üretmek Aynı Şey Değil”

Hiçbir yapay zekâ cinayeti, faizi, emek sömürmeyi, ırkçılığı, sapkınlıkları meşru hale getiremez diyen Turhan, “ Biz insanlara hakkı ve adaleti anlatmaya devam edeceğiz. İnsanların anlayacağı şekilde şu meseleleri her kesimden insanla daha çok konuşmalıyız.

1-Topraksızlaştırılıyoruz.  İnsanlar köylerden ve kasabalardan koparılıp büyük kentlere taşınıyorlar. Toprağı olmayan insan tarım ve hayvancılıktan koparılır. Gıda üretimi yapamaz. Temel gıda maddelerine ulaşmak için para kazanmak zorundadır.

2-Mülkiyetsizleştiriliyoruz.  İnsanlar büyük kentlerde kat karşılığında arsalarını veriyorlar. On dördüncü, on beşinci katta bir daireleri oluyor. Daire mülk gibi görünse de binanın miadı dolduğunda artık bir arsanız olmadığı gibi bir daireniz de olmayacaktır.

3-Evsizleştiriliyoruz.  Ev ile konut aynı değildir. Evde insan sükun bulur. Konutlar da ise istifleniyoruz. Evde insan ekmek yapar. Konutlarda ekmek yapılmaz, ekmek marketten alınır. Evde insan turşu yapabilir ama konutlarda turşu yapılacak bir mekan yoktur.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                

4-Ocaksızlaştırılıyoruz.  Evlerin ocakları vardır. Köyde insanlar komşularının tüten ocağını gördüklerinde komşuların varlığından haberdar olurlar. Ocak tütmüyorsa merak ederler, ne oldu acaba diye. Konutlarda ortak bir baca sistemi vardır. Çıkan duman komşularımızın durumuyla ilgili bilgi vermez. Komşumuz acından ölse haberimiz olmaz.

5-Komşusuzlaştırılıyoruz. Sitelerde komşuluk ilişkileri sıfırlanıyor. Evlerin kapıları birbirine çok uzak olsa bile komşularımız vardı. Toplu konutlarda iki kapı arasında mesafe elli santimetre olsa bile komşular arasındaki mesafe kilometrelercedir. Neredeyse anahtar bırakacağımız bir komşumuz yoktur. Oturmalar, gidip gelmeler olmaz.

6-Belleksizleştiriliyoruz. Mahallenin bir hafızası vardır. Evin bir hafızası vardır. Dede ve torun bir aradadır. Konutlarda geniş ailelere yer yoktur.  Torunlar dedeleri bilmez. İnsanlar komşularının akrabalarını tanımaz. Ayrıca gittiğimiz okul, alış veriş yaptığımız bakkal, manav kasap, bir kentsel dönüşümle her biri yok edilir. Taşın bir hafızası vardır ama betonun hafızası yoktur.

7-Mahremiyetsizleştiriliyoruz. Teknoloji her davranışımızı kayıt altına alıyor. Kameralar süreli bizi gözlüyor. Sağlık bilgilerimiz internet ortamında. Fotoğraflarımız internet ortamında. Apartmanların havalandırma boşlukları tüm sesleri taşıyor. Özelimiz yok.

8-Bireyselleştiriliyoruz.  Ailenin hukuku değil kişilerin hakları daha çok konuşuluyor. Bireysel haklar kulağa cazip gelse de bireyselleşmek ailenin koruyucu kalkanından mahrum olmaktır. Geniş ailelerde acının paylaşımı vardır. Bireyler acılar karşısında tek başlarınadır. 

9-Cinsiyetsizleştiriliyoruz. Kadın ve erkek kimliği üzerinde deformasyon çalışmaları yapılıyor. Kadın ve erkek morfolojik, anatomik ve fizyolojik olarak birbirinden farklıdır. Bu farklılık hayatın devamlılığı açısından da elzemdir. Kadın ve erkeğin farklı oluşu birinin diğerinden üstün olduğu anlamına gelmez. Bu farklılığı gidermeye çalışmak insan neslini imha etme çalışmasıdır.

10-Yeteneksizleştiriliyoruz.  Toprağı işlemeyi, hayvan bakmayı unutuyoruz. Fidan dikmeyi, inek sağmayı unutuyoruz. Ağaç nasıl aşılanır, et nasıl kurutulur, konserve anasıl hazırlanır, bilmiyoruz.  Dikiş dikemeyiz ya da yemek yapmayı bilmiyoruz.

11-Muhatapsızlaştırılıyoruz. Operatöre bağlanıyoruz, bant kaydı dinliyoruz, bankamatikten para çekiyoruz, e-postalarımıza bakıyoruz, elektronik dilekçe yazıyoruz. Karşımızda bir insan yok.

12-Yalnızlaştırılıyoruz. Kalabalık şehirlerde yaşıyoruz. Selam veren, hatırımızı soran kimse yok. Çocuk sayısı az. Çocukların dayıları teyzeleri halaları ya da amcaları yok.

13-Gıdasızlaştırılıyoruz. Yediklerimiz, içtiklerimiz fabrikasyon. Katkı maddeleri ile besleniyoruz. Genetiği değiştirilmiş organizmalar ile besleniyoruz. Doğal gıdalardan uzağız. Yediğimiz tavuklar hormonlu. Yiyecekler hormonlu.

14-Sancısızlaştırılıyoruz.  Çocuklarımız dünyaya sezaryenle geliyor. Doğum sancısı yok. Doktor gözetiminde ölüyoruz. Ölüm sancısı yok. Bir derdimiz yok, fikir sancısı çekmiyoruz.

15-Atsızlaştırılıyoruz. Tarih beklide 150 yıl öncesine kadar at sırtında yazıldı. Modern insan attan uzak tutuluyor. Atın yitimiyle birlikte birçok meslek de yitip gidiyor.

16- Kültürsüzleştiriliyoruz. Dünyanın her yerinde aynı tarz giyinip aynı tarz müzik dinliyoruz. Yerellik ölüyor.

17-Köysüzleştiriliyoruz. Köylerimizi yitiriyoruz.

18-Dilsizleştiriliyoruz. Hepimize İngilizce öğretiliyor. Komşularımızın dilini öğrenemiyoruz. Kürtçe, Rumca, Ermenice, Arapça, Farsça, Gürcüce, Lazca… Bütün diller ve renkler Allah’ın ayetidir.

19-Güneşsizleştiriliyoruz. Tavan görüyoruz. Gökyüzünü değil. Devasa binalar gökyüzümüzü çalıyor.

20-Kassızlaştırılıyoruz. Asansör, yürüyen merdiven, otomobil. Yürümeyi unuttuk. Engelliler gibi mütemadiyen araç kullanıyoruz.

21-Düşüncesizleştiriliyoruz. Teknoloji kullanmak ile teknoloji üretmek aynı şey değil. Bizim düşünebilen insanlara ihtiyacımız var.

22-Bilgisizleştiriliyoruz.  Bu kadar gazete, dergi, ekran, haber portalı, bilgilendirmek için değil deformasyon için.

23-Aşksızlaştırılıyoruz. Gündelik dil kariyer üzerine kurulmuş. İnsanlığa hizmet için aşk yok, heyecan yok. Diğer anlamda da sevgi yok, aşk yok. Flört var. 

24-Seçeneksizleştiriliyoruz.  Bize neyin reklamı yapılırsa onu kabul ediyoruz. Tercihlerimizi kendimiz seçiyoruz sanıyoruz” diyerek çarpıcı açıklamalarda bulundu.


Facebook Twitter

Şubelerimizi ziyaret edin!

Anadolu Gençlik Derneği şubelerinde sizi bekliyor.


11 Ocak

Hak ve Adalet Konferansı

19:30
12 Mayıs

Dünya Kudüs Günü

00:00
08 Nisan

Grafik Tasarım ve Baskı Süreçleri Eğitimi

00:00
21 Aralık

Kantin Buluşmaları

00:00
20 Kasım

Asr-ı Saadet Dersleri

00:00

Yukarı